Kemal Aslan (www.patievreni.com)-

Onunla az önce karşılaştım. Nebi hoca masada oturmuştu, Atilla hoca da yan sandalyedeydi. Önce onu fark etmedim. Sonra Atilla hocanın sağ elinin diğer sandalyede olduğunu ve hareket ettiğini gördüm. Küçük bir yaşında bile belki değil
alacalı bir kedi vardı. Atilla hocanın elini hafifçe ısırıyordu, patileriyle de koluna vuruyordu. Atilla hoca elini çekince o hamle yapıyordu. Fotoğrafını çektiğimi görünce bir süre durup bana baktı: Poz verdi, kımıldamadan durdu. Sanki daha önce de bu tür durumlara aşinaymış gibi davrandı. Açık sarı gözlerini o zaman fark ettim. Bir ara başını Atilla hocanın bileğiyle kolu arasında başını yasladı bir süre öyle kaldı. Sevgi sırnaşığı kedi. İlk defa böyle bir erkek kedi gördüm: Tam bir oyunbaz. Isırırken hafifçe dokunuyor elinin üstüne Atilla hocanın ara da bir de patileri ile vuruyor. İnsanın onu
mıncıklayarak sevmesi geliyor. Atila hocanın elinde tırmık izleri olmuş, sonradan fark ettik. Ama canı hiç acımamış.
Böyle sevimli, ilgi isteyen, sevgisini göstermekten kaçmayan, özgüvenli bir kedinin anonim adla yaşamasına gönlüm razı olmadı. Atilla hoca, Berke Vardar’ın Tahsin Yücel’in hatta Umberto Eco’nun öğrencisi, dilbilimci. Ondan kediye bir ad vermesi istedim: O da “Nöbetçi” dedi. Okulun tanıtım günlerine atıfta bulunarak. Bundan sonra Santo’nun civarında gezen bu kedinin adı nöbetçi olacak. Nöbetçi de Atilla hocayı sevdi. Hiçbir sevgi, ilgi karşılıksız kalmaz. Bugün onun gözlerinde de bu gördüm. Nöbetçi de Atilla hocanın bulunduğu masanın çevresinden hiç ayrılmadı. Onu sürekli izledi. Nöbetçiye denk geldiğimde sizlere de aktarmaya devam edeceğim. Ey okur, sizi de seven, size ilgisini gösteren bir can dostunuz olsun. Can dostların sevgisine mazhar olun!
