Kemal ASLAN (patievreni.com)-
Salı günü yine Beyoğlu’ndaydım. Vaktim olduğunda Hazzopulo Pasajı’nı gezmeyi ve oradaki Kafe’de çay içmeyi seviyorum. Bazen Pazar günleri de yolum Beyoğlu’na düşüyor. Bu kez de soluklanmak için oturdum O sırada birkaç masa ötede iki genç kızın bir siyah kedi ile ilgilendiğini gördüm. Zayıf, cılız bir kediydi. 5-6 aylık gibi geldi bana.
İlk defa burada gördüğümden ya da karşılaştığımdan hemen onun hakkında bilgi aldım. Meğer 16 aydır buradaymış. İki aylıkken gelmiş buraya. Kesin bir bilgi olmadığından miş diye yazıyorum. Kara Kedi bir süre sonra ortadan kayboldu. Meğer Kafe’ye ait eski bir sahaf dükkânı da var. İçeride fazla kitap olmada da buraya gelenler üst kattaki tuvaleti kullanabiliyorlar. Böyle mekânlara gelenler için bir avantaj. Orada bir kürsünün –oturak- üstünde sessizce oturduğunu fark ettim. Göz göze geldik. Gözlerimi kırparak onu sevdiğimi ona göstermek istedim. Pek göz göze gelmek istemedi. Benimle ilgilenmedi bile. “Pisi pisi” dedim olmadı, “pist, pist” dedim” olmadı. Pek sevilmeye alışık değil mi yoksa. O da Kivi gibi ürkek. Kivi hemcinsleri tarafından hırpalandığından ürkek, temkinli. Belki bu kedi de öyle.

İlk işim adının ne olduğunu öğrenmek oldu. Renginden dolayı ona “kara kedi” diyorlarmış. İki kere doğum yapmış. Cüssesine bakınca inanmak mümkün değil. Bir çocuğu yanındaydı. Neredeyse onun kadardı. “Her doğum kadınların ömründen bir şeyler eksiltir” denir. Kediler için de geçerli olmalı bu söz. İlk doğumu yaptığında bir yaşında bile değilmiş. Çocuk sayılacak bir yaşta anne olmuş. Dirayetli kediymiş demek ki: yavrularını doğurmuş. İkinci doğumunu da dört-beş ay önce yapmış. Kısırlaştırılmadığından daha da doğum yapar. Sarı gözleri ile etrafa sessizce bakıyordu. Pasajdaki erkek kedilerin tercihi o demek ki. Renginin farklı olması mı yoksa da küçümen olması mı tercih nedeni. Hayvanlar dünyasında tercihlerde belirleyici olan “kızışma anları.” O da böyle anlara kurban olmuş. Yavrularının biri siyah-beyaz; biri de sarman. Demek ki iki farklı renkteki kedinin tercihi olmuş. Altı yavrusu varmış. Ben sadece ikisini gördüm. Yaşını göstermiyor. Biraz da cılız kalmış. Kilosuna dikkat ediyor desem doğru olmaz. Sokakta yaşamanın zorlukları… Her
zaman yiyecek bulmak mümkün değil. Kafedekiler mama veriyorlarmış ama yetmiyor demek ki.
Bir süre daha baktım ona ama yüz yüze gelmemek için çok çaba harcadı. Sonra fotoğrafını çekeceğimi anlamış gibi yüzünü sakladı benden. Sonra diliyle tüylerini temizledi, hiç oralı olmadı. “Haydi gitsene ne duruyorsun” der gibiydi.
Konuşmadığından hallerinden anlam çıkarmaya çalışıyorum. İstiyorum ki bana dönsün, baksın ama onun böyle bir niyeti yok. Baktı benim gideceğim yok, o oturduğu yerden yere sıçradı iki metre uzaklıkta bir oturağın altında saklandı. Benim
fazla zamanım olmadığından yanından ayrıldım. Kısa bir tanışmamız oldu. Yeniden oraya gittiğimde karşılaşır mıyız? Zaman ne gösterir? Ben de bilmiyorum.
